Deniz Koru

Her Konu Hakkında Döküman ve Makale Bulabileceğiniz Bilgi Portalı.



Yazarlar Basından Alıntı Güncel, Yazar Yorumları Arşivimiz

 

Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
CRA
Kurucu/Admin

CRA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 13.677
10 CRA is on a distinguished road
Bulunduğu yer: İstanbul/TURKEY

CRA - MSN üzeri Mesaj gönder CRA isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
İP: 78.172.197.160
01-10-2009
Okuyucu İkon Bana Kimse "Anne" Demeyecek mi?





Bu gün bir sitede, bir itiraf okudum. Sanırım bebek sahibi olabilmek için yıllardır tedavi gören bir kadının kocasıydı itirafı yazan.


"Vazgeç güzelim, ben kendimi bir tarafa attım, senin yaşadığın hayal kırıklıklarını izlemeye artık dayanamıyorum" diyordu itirafında...
Birden dürttü bir şeyler beni...

Uzun zamandır yaşamadığım, ama geçmişimde tattığım buruk acılar depreşti içimde.

Bu konuda hiç yazmadım.
Yazacağımı da sanmıyordum açıkçası.
Bir şeyler yüreğinizi derinden acıtmışsa, açıkçası o konulara değinmek istemiyorsunuz.


Ama bazılarının içleri acıya acıya, hayal kırıklıkları içinde yaşadıkları duygularından bir yığın insan haberdar değil.


Bu gün yazımda, bebek sahibi olmak isteyen, binlerce belki milyonlarca kadının hissettikleri ve yaşadıkları zorluklara değinmek istiyorum.


Normal yollarla hamile kalabilen insanlar için, dünyaya yeni bir bebek getirebilmek son derece kolayken, üreme ile ilgili sıkıntıları olan çiftler, bilhassa kadınlar binbir güçlük ve hayal kırıklığıyla mücadele etmek zorundalar.


Tüp bebek kelimesi kolay gibi geliyor kulağa.
Çocuğun olmadımı, yapıverirsin bir tüp bebek.
Lakin, o kadar da kolay değil!
Peki nasıl gelişiyor bu süreç.
Ben ancak, bir kadının yaşadıklarını anlatabilirim.
Bir erkeğin hislerine tercüman olamam

Kadın için Jinekoloğa gitmek oldukça sancılı bir durumdur.
Gitmemek için elinizden geleni yaparsınız.
Çünkü, en özelinizi, kendinizi kötü hissedeceğiniz bir şekilde, çirkin bir masaya yatarak bir yabancının (doktor da olsa) utanıp, çekinerek önüne serersiniz.


Bebek sahibi olmak için yapıyorsanız, regl döneminizin, 3. günü başlar bu süreç.
Ultrasonda takip edilirsiniz, hemen hemen 2 günde bir.
Her gün hormon iğnesi vurulmaya başlarsınız.
Bu hormon iğneleri, zamanla size kilo olarak geri dönecektir.
Hemen hemen her gün hormon durumunuzu anlayabilmeleri için, damardan kan alınır.
Ama amaç o kadar güzeldir ki, öyle ümitle başlarsınız ki tedavilere, yaşadığınız hiç bir rezillik, sizi bundan alıkoymaz.

Her şey bebeğinize kavuşmak içindir.
Yumurtalar olgunlaşmasını sağlamaya çalışıyorlardır ki bu süreç 11 gün olabilir yada bir kaç gün daha ekleyebilirsiniz.


Kesin bir sonuç yok, ilacın dozu az gelebilir, çok gelirse süreç iptal edilir, defalarca damardan kan verirsiniz, kolunuzdan kan alamaz hale gelirler, elinizin üstünden kan almaya başlarla vb... bir yığın belirsizlik ve zorluk sizi bekliyordur.


Erkeğin bir sorunu yoksa, çatlatma iğnesi vurulur ve tedavinin başında normal yolla hamile kalmanız beklenir.

Hamile kalamıyorsanız, bir sonraki tedavi sürecinde aşılama yapılır.
Yani erkekten alınıp, yıkanan kaliteli spermler, bir operasyonla enjekte edilir bedeninize.


Yine aynı çirkin yatak, yine hastane odaları...
Sorun var ise dışarda döllenen yumurtalar, bir hafta bir tüpün içinde büyümeleri sağlandıktan sonra ana rahmine bırakılır.


Eskiden daha fazla yumurta bırakırken, çoğul gebelikleri önleyebilmek için şimdi sayıyı azalttılar sanırım.

Yumurtalar ana rahmine bırakıldıktan sonra, hamile kalmama ihtimalide var.
Çünkü bu yumurtaların tutunmasını sağlayacak bir ilaç yok! Yapıştıramıyorlar da...
Ya da tutunduktan sonra erken dönemde düşmesini engellemenin de bir yolu yok!
İşiniz Allah'a kalmış durumda.
Tıbbın çaresiz kaldığı milyonlarca durumdan bir kaçı önünüzde bekliyor.

Bu sektör oldukça rağbet gören, bir sektör.
Sandığınızdan daha çok tedavi gören insan var.
Fiyatlar oldukça yüksek, doktorların Özel Hastahanelerde bile genelde zamanı kısıtlı.
Saatlerce bekleme odalarında vakit geçirirsiniz.
Aşılama, ya da operasyon gerçekleştikten sonra beklemeye başlarsınız.
15 gün hayat durur.
Dakikalar, yıllar gibi geçer size.
Bazen karnınızı okşarsınız, bebeğiniz orda mı acaba?
Kimseye çaktırmadan onunla konuşursunuz?
Dualar edersiniz, Allahım ne olur bu sefer olsun diye.
Gebelik testlerinde hamile olduğunuzu anlayabilmeniz oldukça uzun zaman alır.
Onun için kanda gebelik baktırırsınız. Beta HCG denen hormon yükseliyorsa tamamdır.
Hamilesinizdir!
Dünyalar sizin olmuştur.
Bebek geliyorrr.
Ama bir kaç hafta sonra, kanama başlar ve binbir zorlukla elde ettiğiniz bebeğiniz uçup gider.


Doktorunuz, bu aşamada yapılabilecek hiç bir şey olmadığını söyler.
Gidiyorsa, gidecektir yapacak bir şey yok.
Oturup ağlarsınız.
Bir iki ay ara verdikten sonra, tekrar mücadeleye başlarsınız.
Tekrarlayan düşükleriniz varsa. İşin ilginç tarafı, vücut zamanla atmaya alışır.
Yüksek risk faktöründesinizdir, düşme ihtimali yüzde elliden fazladır.
Bilirsiniz, yalvarırsınız Allah'a, ne olur bu düşmesin, bu kalsın dersiniz.
Panik içindesinizdir, olumlu düşünmeye çalışırsınız, ama olmaz düşünemezsiniz.
O da gider...
Tekrar tekrar, kalbiniz yana yana seyredersiniz olanları.
Dirençliyseniz ve Allah nasip ettiyse defalarca kez bu tedavi sürecini yaşadıktan sonra, bir gün "belki" mini mini, yumuk yumuk bebeğinize kavuşursunuz.



Bu süreçte harcadığınız paranın verdiğiniz emeğin ve yaşadığınız hayal kırıklığının haddi hesabı yoktur.


Bazı çiftler birlikte paylaşır bu süreci, destektir birbirlerine.
Bazı kadınlar ise tek başına uğraşır dururlar, o bekleme odalarında bir başlarına...
Eşleriyle gelenlere özenirsiniz.
Kendi yalnızlığınızı, anlamlandıramazsınız.
Kıskanırsınız!
Yanınızdan, hamile kadınlar salına salına geçer.
Mutlu mesut suratlar, belki sizinle tedaviye başlamışlardır ama onlar bebeklerine kavuşmak üzeredirler.
İsyan etmemeniz gerektiğini bildiğiniz halde, isyan edersiniz!
Kime ediyorsanız!
Çaresizlik ve ümitsizlik boylu boyunca duruyordur önünüzde...

O kadar uzun zaman tedavi görebilirsiniz ki, uzman bir hasta olursunuz zamanla.
İğnenizi kendinize yapmaya bile başlamışsınızdır.
Her tedavi sonucunda, ümitle beklemeler.
Ümitlerin yok oluşu...
Yolda yürüyen, gezen, dolaşan hamilelere gıpta ederek bakarsınız.
Niye? dersiniz
Allahım ben niye onlar gibi değilim.
Ben niye sağlıklı bir şekilde çocuk sahibi olamıyorum.
Bana, kimse "Anne" demeyecek mi?
Ben yumuk yumuk oğlumu ya da kızımı, sevgimle sarıp sarmalayıp yüreğime basamayacakmıyım.

Benim evim şenlenmeyecek mi?
Filmlere ağlarsınız, reklamlara ağlarsınız.
Bir dolu ağlarsınız vesselam!
Ta ki bebeğinizi kucağınıza alana, ya da pes edip, bebek sahibi olmaktan vazgeçene kadar...









OGÜN, Türkiye'nin İlk ve Tek Haftalık Ulusal Gazetesi..




.
Eklenmiş Resmin önizlemesi
Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  anne-bebek-resim.jpg
Görüntüleme: 8
Büyüklüğü:  8,9 KB (Kilobyte)  
__________________
HTML clipboardMutluluk, Hepimize Sadece Kendi çizdigimiz Resimler ve Uzaklıklar Kadar Yakındır !..
Alıntı ile Cevapla
CRA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 

Bookmarks

Etiketler
meltem yıldız , zamane meltemi

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
"kimse antep'ten büyük değil" nea Futbol 0 21-10-2008 21:13


Tüm Zamanlar GMT -3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:19.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
Copyright © 2005-2010 Deniz Koru by CRA