UNUTULMAYA YÜZ TUTAN, RAMAZAN GELENEKLERi..
Ramazan Ayı ile özdeşleşmiş ama, zaman içinde kaybolmuş kimi gelenek ve görenekleri inceledeğimiz yazı dizimizin üçüncü ve son bölümünde de Anadolu’nun zenginliklerini yansıtıyoruz.
ANTALYA’DA YÖRÜKLERiN DEĞiŞMESi, KÜLTÜRÜ ETKiLEDi
Antalya Tanıtım Vakfı (ATAV) Yönetim Kurulu Başkanı Nizamettin Şen, bundan 20-25 yıl öncesine kadar yazın yaylaya, kışın sahile inen ve hayvancılıkla geçinen Yörüklerin değişen yaşamımlarıyla birlikte Ramazan kültürünün de değiştirini söyledi.
Ramazan ayının gelmesiyle birlikte kurulan panayır yerlerinde sihirbaz, Hacivat-Karagöz, kukla gösterisi ve meddah ile çeşitli gösteriler hazırlandığını anlatan Şen, bir dönem kent sakinlerinin belediye bandosunun çaldığı parçalar eşliğinde iftarlarını açtıklarını söyledi. Ramazan gelmeden önce Antalya'da tandırların yakıldığını ve bu tandırlarda çörek, ekmek ve börekler pişirildiğini belirten Şen, şunları söyledi: ''Eskiden ramazanlarda çorbalar pişirilir ve fakir fukaraya dağıtılırdı. Bunlar içinde en önemlisi aşureydi. Ramazan aşuresiz geçmezdi. Çeşitli yemekler yapılırdı. Özellikle komşular ve akrabalar birbirlerine yemekler gönderirdi. Böylece her komşunun sofrası zenginleşirdi. Bu gelenek, az da olsa devam ediyor. Rama- zan eğlenceleri düzenlenirdi. Çay eşliğinde yapılan sohbetler sahura kadar uzar, sahur yapıldıktan sonra yatmaya gidilirdi.''
ISPARTA’DA CAMiLER “TIRTIRâ€? iLE SÜSLENiRDi
Isparta Vali Yardımcısı Mehmet Yıldız, özellikle ramazan geleneklerinden günümüze çok azının geldiğini belirtti. Yıldız, geçmişte, üç aylara girişle birlikte hayır işlerinin arttığını, halkın el birliğiyle mahalle camisini, minareyi, cami meydanlarını ''tırtır'' adı verilen renkli kağıtlarla süsledikleri, bunların başka mahallenin gençleri tarafından çalınmaması için de nöbet tutulduğunu anlattı. Esnaf arasında, ''Ahi Evran Geleneği''nin hala sürdürüldüğüne işaret eden Yıldız, bazı dükkan sahiplerinin kapıyı kilitlemeyip gitme, kandillerde iş yerlerini süsleme ve helva, pişi, pide dağıtma geleneklerini sürdürdüklerini söyledi.Yıldız, Ramazan bayramlarında, her mahallenin zenginlerinden bir veya birkaç kişinin mahalledeki erkekleri yemeğe davet etme geleneğinin ise hala sürdüğünü sözlerine ekledi.
BURDUR’DA BÜYÜK iFTAR YEMEKLERi
Burdur Kültür ve Turizm il Müdürü Seyit Erdoğan, Burdur'daki ramazan geleneklerinin de diğer bölgelerde olduğu gibi hemen hemen kaybolmaya yüz tuttuğunu söyledi. Ramazan ayının girmesiyle halkın iş ve ev yaşamını bu aya gore yönlendirdiğini kaydeden Erdoğan, özellikle bayram günlerinde bayramlaşmaya gelenlere önce kahve ikram edildiğini ve yanında tatlı ve su verildiğini anlattı. Ramazanda sahur için davul çalan davulcuların, maniler söyleyerek kapı kapı gezdiğini, bayramlaşarak bahşiş topladıklarını kaydeden Erdoğan, davulculara mendil, kumaş, çorap, havlu gibi hediyeler verildiğini, bu geleneğin halen sürdürülmeye çalışıldığını bildirdi.
SiVAS’TA UNUTULAN GELENEK: TEL HELVA
Sivas'ta eski ramazan günlerinde uzun emeklerle ortaya çıkarılan tel helva, artık unutulmaya yüz tutmuş gelenekler arasında yerini alıyor. Kentte ramazan akşamlarında eşin dostun eğlence amacıyla bir araya gelerek yaptığı tel helva, bugünlerde unutulmaya yüz tuttu. Yakın akrabalar veya komşuların bir araya gelmesiyle zahmetlice hazırlanan tel helva, işi bilen kişilerin komutlarıyla hazırlanırdı. Tel helva eski günler kadar olmasa da bugün yine sevilerek yapılan bir tatlı türü.
BURSA’DA HACiVAT ve KARAGÖZ GÖSTERiLERi
Bursa'da, Karagöz ile Hacivat gösterileri, eskisi kadar ilgi görmese de hala geleneksel ramazan eğlencelerinin vazgeçilmezleri arasında bulunuyor. Türkiye, hatta dünya genelinde çok sevilen ve beğeni toplayan Hacivat ve Karagöz'ün doğuş hikayelerine ilişkin bir çok rivayet bulunuyor. Gölge oyunu tekniğinin Türk halk kültüründe ''Karagöz'' olarak ne zaman ortaya çıktığına dair değişik görüşler bulunmakla beraber genelde Karagöz ve Hacivat'ın Bursa'da yaşamış gerçek karakterler olduğu ve 14. yüzyılda Orhan Camii inşaatında çalıştıkları görüşü kabul görüyor. iftar ile sahur arasında geçen zamana çok önem verilen Bursa'da teravih namazı için büyük camilere gitme, camilerin mahyalarla süslenmesi gelenekleri hala sürerken, geçmiş yıllarda Pınarbaşı, Tophane gibi kentin en eski yerleşim bölgelerindeki kahvehanelerde teravihten sahur yemeğine kadar devam eden eğlence fasılları ise unutulan gelenekler arasında bulunuyor.
OGÜN-07-13.Ekim.2007/Sayı:41/Sayfa:17
__________________
HTML clipboardMutluluk, Hepimize Sadece Kendi çizdigimiz Resimler ve Uzaklıklar Kadar Yakındır !..
|