Deniz Koru

Her Konu Hakkında Döküman ve Makale Bulabileceğiniz Bilgi Portalı.



 

Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
OGÜNhaber Portalı

OGÜNhaber - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 32.134
10 OGÜNhaber is on a distinguished road
Bulunduğu yer: Ulusal

03-03-2010
Ogün Baykal, Danıştay'ın Tekel Kararını Yorumladı

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Danıştay TEKEL işçilerinin haklı mücadelesine bütün milletimizin duyduğu saygı ve anlayış doğrultusunda ama hukukun gereğini yerine getirerek çok önemli bir karar almıştır. Danıştay'ın bu kararı hükümete ibret olsun'' dedi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Danıştay TEKEL işçilerinin haklı mücadelesine bütün milletimizin duyduğu saygı ve anlayış doğrultusunda ama hukukun gereğini yerine getirerek çok önemli bir karar almıştır.

Danıştay'ın bu kararı hükümete ibret olsun" dedi.

Partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuşan Baykal, son ekonomik gelişmelere değindi. Bugün ortaya çıkan tablonun işsizlik üretmeye devam ettiğinin göstergesi olduğunu belirten Baykal, bu yılki işsizlik oranının geçen yılki işsizlik oranının 3 puan üzerine çıktığını kaydetti. İşsizlik oranının 2001 krizinden sonra yüzde 10 düzeyinde olduğunu bugün ise yüzde 17'nin üzerine çıktığını ifade eden Baykal, "Bu tablonun arkasında AKP'nin insan ve üretim odaklı değil, rant ve finans odaklı ekonomi politikaları yatmaktadır. Tarıma sahip çıkılmadığı için, fabrikalar kapatıldığı için bu işsizliğin oluştuğunu anlatıyoruz" dedi.

İşsizliğin yanında yoksulluk tablosunun da kaygı verici düzeyde arttığını belirten Baykal, 15 milyon insanın yoksulluk sınırının altında yaşadığını söyledi. "Türkiye borçlanma konusunda vitesi yükseltmiştir" diyen Baykal, borcun beraberinde pek çok sorunu ve sıkıntıyı da getirdiğini ifade etti. Baykal, 2002 yılından bu yana borçların iki katına çıktığını belirterek, "Bu borçlar nasıl ödeniyor, faizle ödeniyor. Peki bu faizden kim kazanıyor. Bu faiz çarkı fakirden al zengine ver çarkıdır. Bu AKP politikasıdır. Sadece 'Fakirden al zengine ver' değil, 'Bu memleketin insanından al başka ülkelerin insanına şirketlerine ver' çarkıdır" diye konuştu.
Konuşmasında Danıştay'ın TEKEL işçileri lehine verdiği kararı da değerlendiren Baykal, şunları söyledi:

"Danıştay TEKEL işçilerinin haklı mücadelesine bütün milletimizin duyduğu saygı ve anlayış doğrultusunda ama hukukun gereğini yerine getirerek çok önemli bir karar almıştır. Bu kararla Danıştay kamunun devletin çalıştırmış olduğu işçilere karşı sorumluluğu doğrultusunda bu kadar keyfi bir tercih uygulayamayacağını, silip atamayacağını, onların da devletin dikkate almak zorunda olduğu hakları olduğunu ortaya koymuştur. Türkiye'de umursamazlığın, yok saymanın hukuk dünyamıza egemen olmadığını bu kararla bir kez daha görmüşüzdür. Danıştay'ın bu kararı hükümete ibret olsun. Hükümet bu karardan bir ders çıkarsın. Bu olayın arkasında nasıl iktidar yanlışlarının yattığını hep söylüyoruz. Siz bu kadar yanlış yapacaksınız orada ekmek mücadelesi veren insanları silip atacaksınız. Olmaz öyle şey. Orada kimse hakkından fazlasını istemiyor ama hakkını da vermek istemiyor.

Yeter artık şimdiye kadar burnunu sürttürdüklerin, TEKEL işçisine bari saygı göster. TEKEL'in alkol bölümünün borç hanesinde yazan 300 milyon liralık borcu devirden önce silinmiş TEKEL Genel Müdürlüğü'nün hesabına yazılmıştır. Satışlar borçsuz yapılmıştır. 300 milyon lira o günün kurlarına göre, bugün yaklaşık 250 milyon dolardır. TEKEL'in 5 sigara fabrikası, geniş değerli arsalarıyla 1 milyar 720 milyon dolara satıldı. Bu fabrikalardan sadece Samsun'dakinin yıllık faaliyet karı 600 milyon dolardı. Şimdi TEKEL deyince bunlar aklımıza geliyor. TEKEL işçisine bakarken bunlar geliyor gözümün önüne. İşçilere yönelik saygısız ifadeler sarf edilince cinler tepeme çıkıyor bunları görüyorum. TEKEL işçileriyle iftihar ediyoruz. Türkiye'ye örnek olmuşlardır. Nasıl hak mücadelesi verilir bunu örneğini vermişlerdir. Türkiye'deki sosyal bilincin yükselmesine katkı sağlamışlardır."

"TÜRKİYE'DE HUKUK KRİZİ YAŞANIYOR"


Türkiye'de hukuk ve adaletin işleyişinin toplumu derinden sarstığını savunan Baykal, "Türkiye'de bir hukuk krizinin yaşandığı çok açıktır. Adalet ve hak kavramı son dönemde zedelenmiş görünüyor. Kısa bir süre önce ortaya Deniz Kuvvetlerinde amirallere suikast iddiası ortaya atıldı. Suçlamalar yapıldı, belgeler çıkarıldı, iddialar atıldı. Suçlanan bir yarbay ikinci kez savcılığa çağrılınca bir mektup bıraktı ve intihar etti. Bu intihardan 19 gün sonra onun yazısı denerek ortaya atılan belge incelendi ve görüldü ki Ali Tatar'ın yazısı değildir. Şimdi 19 gün sonra gerçek ortaya çıktı ki Ali Tatar'ın hiçbir ilgisi yoktur. Gözaltına alınan diğer teğmenlerin de yazıyla ilgisi olmadığı ortaya çıktı. Peki o yazı nasıl oraya girdi. O yazı bir hayatın kaybolmasına, ailelerin ızdırabına neden oldu. Bunu kim niye yaptı? Böyle hukuk olur mu? Ali Tatar'ın hesabını kim verecek. İntihara yol açan bir süreç işletildi bu hesabı kim verecek? Kozmik oda aramasından ne çıktı? Suikast iddiasından ne çıktı? Hiç" diye
konuştu.

Tutuklanan ve Ergenekon'dan hakkında dava açılan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'e değinen Baykal şunları söyledi:

"Şimdi Erzincan'da Cumhuriyet kanunlarını uyguladığı için savcı Ergenekon sanığı olmuştur. Herkes biliyor ki savcı Cumhuriyet kanunlarını uygulamaya çalışmasaydı şimdi Ergenekon sanığı olmayacaktı. Kim bilir ne zaman şimdiki tutuklamaların yanlış olduğu ortaya çıkacak. O zamana kadar hangi acılar yaşanacak. Ergenekon davası 3 yılı tamamlayacak gizli tanık var, imzasız mektup var ama somut elle tutulur bir sonuç yok. Bunu doğal karşılamak mümkün mü? İnsanların tanıdıkları var tanımadıkları var. Benim tanıdığım kendini kurtarırsa ilgimiz kaybolacak mı? Bütün Türkiye yakından izlemelidir. Kamuoyu olarak hepimiz burada haksızlığa maruz kaldığını gördüğümüz herkesle ilgilenmeliyiz. Herkes masumiyetini ispat etmeye zorlanıyor."

Konuşmasında Balyoz Darbe Planı iddiasına değinen Baykal, şunları kaydetti:
"Türkiye'de bir darbe tehlikesini önlemek için askerler tutuklanmıyor. Türkiye'de zaten bir darbe tehlikesi olmadığı için askerler tutuklanıyor. Büyük hukuk cinayetleri işleniyor. Bunlara karşı toplum olarak gereken tepkiyi göstermeliyiz. Tepkiyi de sadece belli özelliği olan insanlar için değil haksızlığa maruz bırakılmış olan herkesle ilgili göstermeliyiz. Hukuk bütün değil mi? Birilerine göre bir hukuk diğerine göre başka hukuk. DGM bu çarpıklığı temsil ediyordu kaldırıldı yerine özel yetkili ağır ceza mahkemeleri getirildi. Gizli tanık. Gizli tanık olabilir. ABD'de de var ama Türkiye'de iş çığırından çıktı. Yaptığı tanıklıktan mahcup olacağı için insanlara gizli tanık diye imtiyaz veriliyor. Ergenekon'da kimin gizli tanık olduğunu biliyoruz. Ablasının katili, yeğenini fuhşa sürükleyen biri. Erzincan'da gizli tanık. Hukukun saygınlığını korumak gerekiyor.

Delil toplama işlemi yerine delil ithal ediliyor. Böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir tablonun içinde iktidar en büyük sorumluluğu taşıyor.

Başbakan Yardımcısı telefon açıyor; 'Tahliye et' diyor. İstanbul'da bir hakim 'Üzerimde kurumsal baskı var' diyor. Habur'daki rezaletin bir hakim ayarlamasıyla gerçekleştiği ortaya çıkıyor. İktidar hukukun ırzına geçerken suçüstü yapılmıştır."

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, anayasa değişikliği tartışmalarıyla ilgili olarak, "İktidar seçimin gözüktüğü bir zamanda giderayak 12'ye 5 kala Anayasa değişikliği içine girmiştir. Kendilerini güvenceye almak için giderayak Anayasa değişikliği yapmak istiyorlar'' dedi.

Partisinin grup toplantısında konuşan Baykal, anayasa değişikliği tartışmalarına değindi. Baykal, "İktidar, seçimin gözüktüğü bir zamanda, giderayak, 12'ye 5 kala Anayasa değişikliği içine girmiştir. İktidarın 8 yıl boyunca hukuk açısından durumu iyi kötü idare etmiştir. Bazen hakim ayarlayarak, bazen savcıya telefon ederek, iktidar olanaklarını kullanarak hukuk karşısında kendini kollama şansını kullanmıştır. 'Şimdi seçim geliyor. Seçim, bu iktidarın elindeki o imkanların belki de ortadan kalkacağı bir sonuç verecek. Artık Adalet Bakanının, Başbakanın kim olacağı belli değil. Öyle bir tabloda bugünkü hukuki şaibeleri taşıyan seçimi kaybettikten sonra acaba kendisini nasıl güvenceye alabilir sorusu, bu iktidarı, yargının kalbini ve beynini kendi denetimine alacağı Anayasa değişikliğini giderayak yapmak zorunda bırakıyor'' diye konuştu.

Bağımsız ve tarafsız yargı sözlerinin hiçbir inandırıcılığının olmadığını savunan Baykal, şöyle konuştu:

"Anayasayı değiştireceğiz, kendimizi ve geleceğimizi güvenceye alacağız. Olay budur. Nasıl sağlayacağız? Siyasete, kendine göre mahkeme kurma imkanı sağlayarak. Bu iş bu amaca yöneliktir. Kimse hata yapmasın. Adalet herkese ulaşmıştır. Bir tek AK Parti ve Başbakan'a ulaşamamıştır. Herkes hesabını verecek. Kimse olmayan hesabını veriyor, ama Sayın Başbakan sen de hesabını vereceksin. Giderayak devletin en kritik yargı organlarına kendi kadrolarımızı yerleştirelim. O kadar bizi yarın korusun.

Bunun yolu ne? Siyasetçilere seçtirelim. HSYK ve Anayasa Mahkemesi'ne siyasetçiler adam seçecekler. HSYK, RTÜK olacak. Bunun hukukla ne ilgi var? Bunun neye yönelik olduğu çok açık. Bu, kendilerini güvence altına almaya yöneliktir. Bunun ötesinde hiçbir anlamı yoktur. Anayasayı AK Parti ve BDP değiştirecek. İkisi de Anayasa Mahkemesi tarafından mahkum edilmiş. Dokunulmazlık dosyaları nedeniyle kendi hesabını vermemiş olanlar kendisinden hesap soracak olanları tayin edecek. Yani Anayasa Mahkemesi ve HSYK'yı kim
seçecek? 608 tane hesabı sorulmamış dosya. Bu kadar saçma, akla sığmayan, kör gözüm parmağına bir Anayasa değişikliği olur mu? AK Parti ile BDP el ele vermişler, yandaş medyayı da yanlarına almışlar yandaş yargı yaratıverecekler.

Türkiye de bunu seyredecek.'' İşin referanduma gidecek gibi göründüğünü, referandumda millete gerçekleri anlatacaklarını belirten Baykal, ''Yapılmak istenenin Habur hukukunu anayasaya taşımak anlamına geleceğini, buna izin verilemeyeceğini millete anlatacağız'' dedi.
Baykal, Anayasa değişikliğinin Türkiye'nin değil AK Parti'nin gündemi olduğunu belirterek, ''Vatandaşın derdi işsizliktir, ekonomik sıkıntılardır. AK Parti yar bana bir Anayasa Mahkemesi ver diyor. Vatandaş sandığa gittiği zaman AK Parti'nin değil, kendi kendi gündemine göre oy verecektir. Referandumu kal-git referandumu olarak değerlendirecek ve uğurlayacaktır'' diye konuştu.
Referandumların dünyanın her yerinde böyle sürprizler taşıdığını, nerede ne sonuç vereceğinin belli olmayacağını belirten Baykal, ''Özal denedi, gördü. Çözülüş orada net bir şekilde ortaya çıktı. Milletimiz bu referandumu AK Parti konusunda hüküm vermek için bir fırsat olarak değerlendirecektir'' diye konuştu.

Anayasa konusunun bugünün konusu olmadığını, bunun için bir kurucu meclisin kurulmasının dahi gerekebileceğini kaydeden Baykal, ''Bu, Türkiye'nin ihtiyacı olan anayasa arayışı değildir, AK Parti'nin kendi derdine çare arayışıdır. AK Parti'yi kurtarma anayasasıdır getirilmek istenen. Bu, Türkiye'ye yönelik bir tehlikedir, tehdittir. Hukuk devleti konusunu olumsuz etkileyecek bir girişimdir. Bu konuda en büyük görev parlamentoya düşüyor. Elbette CHP'ye büyük görev düşüyor. Bu görevimizi sonuna kadar kararlılıkla yapacağız'' dedi.





Haberin Devamı...
Alıntı ile Cevapla
OGÜNhaber isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 

Bookmarks

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT -3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 17:44.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
Copyright © 2005-2010 Deniz Koru by CRA