OGÜNhaber Portalı
Üyelik tarihi: Oct 2008
Mesajlar: 32.134
10
Bulunduğu yer: Ulusal
İP: 195.174.122.72
|
|
29-12-2008
|
Özürün Demokrasisi - Hasan İsmail TUĞ
Demokrasi gerçekten işletilme açısından zor bir rejim. Bunu bir defa daha anlamış bulunuyoruz. Özür diliyoruz kampanyası tozu dumana kattı.
Özür dilemeli miyiz, özür mü beklemeliyiz veya yıllardır gündemde olan bu sorunu nasıl çözmeliyiz? Yukarıda sıraladığımız hangi seçeneği tutarsanız elinizi yakacağı kesin. Hangi tarafta durursanız durun popülist yaklaşımlarla çözülemeyecek bir sorunla karşı karşıyayız.
Özellikle siyasetin darboğaz olduğu seçim dönemlerinde bu tarz ciddi bir meselenin gündeme gelmesi de sorunun olası çözüm yollarını tüketmeye namzettir.
Milliyetçi çizgisiyle bilinen MHP konuya yaklaşımını net olarak koyarken demokrasinin itiraz mekanizmasını iyi kullandı.
“Bildiriye imza koyanlardan utanç duyuyorum” söylemi ağır bir söylem gibi algılansa da özü itibariyle demokratik bir tepkinin dile getirilmesini ihtiva eder. Nedeni oldukça basit: demokratik olgunluk, saflık derecesinde ebleh bir kayıtsızlığa tekabül etmez.
Olaya taraf olan-olmayan herkes gerekçelerini ortaya koyarken, bir çıkış amiyane tabirle beyinleri dumura uğrattı.
CHP milletvekili Canan Arıtman tepkisini öyle bir dille ortaya koydu ki akliselimin iflas ettiği noktayı gördük.
Arıtman’ın bir birey olarak tepki duyması normaldir ama itirazın rengi bir aşağılamayı da içerince durum değişti. Öyle ki bildiriye karşı Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Gül’ün “Türkiye demokratik bir ülke herkes düşüncesini açıklayabilir” açıklamasına Arıtman, “Cumhurbaşkanı`nın bu kampanyayı desteklediği görülüyor.
Abdullah Gül, cumhurun, yani Türk milletinin cumhurbaşkanlığını yapsın, etnik kökeninin değil.
Cumhurbaşkanı`nın anne tarafından etnik kökenini araştırın görürsünüz” dedi. İşin tıkandığı yer de tam olarak burası, bir milletvekili halkın bile kullanmaya imtina ettiği bir dille Türkiye Cumhuriyetini ve doğal olarak kurumun forsunda bulunan 16 Türk Devletini temsil eden Cumhurbaşkanına ırkçılık içeren bir suçlamada bulundu.
Kaldı ki Türkiye Cumhuriyeti Devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesin meşru yollarla ve belirli standartları edinerek bu makama gelmesi o kadar normal bir durumken.
Kişilerin etnik aidiyetlerini bir damgaymış gibi kullanmak demokratik bir itiraz ve akli bir tutum değildir.
CHP yapılan açıklamayı en üst düzeyde eleştirerek, çok iyi ve demokratik toplum adına umut verici bir tavır takındı.
Olması gerektiği için değil;gerçekten maksadını aşan ve dünyanın canını en fazla acıtan ırkçı bakışın demokratik sahada yeri olmadığını göstermek için CHP mensuplarının bu konudaki duruşları takdire şayandır.
Bildiriye katılan, katılmayan her bireyin gerekçelerini akli olarak temellendirmesi ve konuyu bir suçlama aracı olarak değil düşünce özgürlüğü ekseninde algılaması demokratik ahlakın tesis edilmesini sağlayacaktır. Sonuçta bir insanın bile ölümü hiçbir bireyin alkışlayacağı bir durum değildir.
Sonuç olarak bildiri içerik olarak doğru olsun olmasın, böyle çok stresli bir konunun tartışılması olgunluğuna erişmek oldukça önemli bir gelişmedir.
Fakat şunu da belirtmek zorundayız; demokratik itiraz mekanizması aklımıza gelen her şeyi konuşmak, tartışmak demek değildir.
Topluma önderlik edebilecek ve toplumsal akılı oluşturma kudretine sahip bireylerin, attığı her adım kadar atmadığı adımın da sorumluluğunu yüklenme cesaretine sahip olması elzemdir.
ismailtug@ogunhaber.com

CRA- 28.Aralık.2008 Pazar - 02:38:00
Yazarın diğer yazılarını okumak için tıklayınız.
|
|
|
|