bir şaşkının notları
Yaklaşık bir haftadır geçmişimi sorguluyorum. Meğer ne kadar yalan-yanlış
(!) bilgilerle donatılmışım...
Oysa "vatana millete hayırlı bir evlat" olarak yetiştirdi beni
"cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden" biri olan babam... Varını yoğunu
bunun için harcadı!
iyi ama ben "vatan"ı da "millet"i de hiç tanımamışım ki!
Çünkü bana "vatan" diye; "bölünmesi mümkün olmayan" topraklar
öğretilmişti.
Bu topraklarda yaşayan herkes bizdendi.
Bu yüzden kimseye "Laz mısın, Kürt müsün" diye sormadım hayatım boyunca.
"Bölünmesi akla bile getirilemeyecek" bu topraklarda benimle birlikte
yaşadığına göre "vatandaşımdı..."
Kimsenin dini de ilgilendirmedi beni! En yakın arkadaşlarımdan birinin
adı Nişan'dı, dierinin Raffi...
Dilimizin en güzel şiirlerini yüksek sesle okurduk birbirimize...
Ben onların "Ermeni" olduklarının bile farkında olmadım, onlar bana bir
kez bile "Sen Türksün, Müslümansın, bizden değilsin" demedi...
Korktuk mu aynı çığlığı basardık: "Aman Allahım..."
Aynı sözlerle vedalaşırdık: "Allaha ısmarladık..."
Şaşırınca "Allah Allah" diye tepki verirdik birlikte...
içimizden biri şaka yapınca, "Allah müstahakını versin" derdi diğeri!
Yani aynı Allah'a inanırdık... Gerisi çok da önemli değildi bu yüzden...
Askerdeyken yanımda Fener Rum Patrikhanesi'nde görevli "Yorgo" vardı;
manga arkadaşım!
Atış talimine de çıktık birlikte, gece tatbikatına da...
"Vatan... Sana... Canım... Feda!" diye birlikte haykırdık içtima
alanına yürürken...
Annesi de babası da Rum'du ama (bölük yazıcısı olduğum için biliyorum)
ana dili Türkçeydi Yorgo'nun, vatanı da Türkiye...
Ve bundan asla kompleks duymazdı!
***
Bugün 46 yaşındayım...
Öğreniyorum ki "vatan" dediğin aslında bölünebilirmiş... Ankara'dan
birileri bu gerçeği artık görmeliymiş!
Türk vatandaşı olduğu için milletvekili seçilebilen biri, "bildiği
yabancı dil" sorulunca "Türkçe" diye yanıt verebilirmiş...
ilkokulda öğretmenimin heyecanla anlattığı Atatürk ilkeleri ve devrimleri
"ideoloji"ymiş mesela!
Saltanatın, hilafetin kaldırılmasını sağlayan düzenlemelerin anayasayla
güvence altına alınması "anti demokratikmiş..."
Bizim uğruna canımızı vermeye hazır olduğumuz değerlerin tümü masalmış
meğer!
***
Şaşkınım...
Üzgünüm...
"Vatana millete hayırlı evlat" olması için emek harcanan milyonlarca
vatandaşım gibi perişanım!
ilk öğretmenim Neriman Hanım...
Beni ben yapanlardan Emrullah Öğretmenim!
Liseden edebiyat hocam Sabahat Ana...
Sırtında kerpiç taşıyıp Anadolu'nun onlarca köyünde okul yapan babam;
neredesiniz?
Kafam çok karışık...
Beni yanlış yetiştirmiş olabilir misiniz?
Tüm "iyi"lerim aslında bu kadar "kötü" çıkabilir mi?
Lütfen çıkın ve bana söyleyin:
Siz mi hata yaptınız; yoksa bugün birileri bizi kandırıyor mu?
Mustafa Mutlu/ Vatan Gazetesi