Deniz Koru

Her Konu Hakkında Döküman ve Makale Bulabileceğiniz Bilgi Portalı.



Fıkralar Paylaşmak İstediğimiz, Karşık İçerikli Fıkra Arşivimiz

 

Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
Nurten GENÇ

Üyelik tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 21
0 nurten is on a distinguished road
Bulunduğu yer: İstanbul/TURKEY

İP: 85.102.132.40
23-10-2007
Standart ister evli ister bekar mutlaka okuyun......

> ...> Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters> ters baktı.
Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani> kıyafetli dilencilere benzemiyordu.
Üzerindeki giysiler eski fakat> temizdi. Eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu.
"Sapa sağlam adam> gidip çalışacağına dileniyor, belki benden daha zengindir" diye> düşündü.
Zaten canı çok sıkkındı, birde sinirlenmişti.>
Alaycı bir ses tonuyla:> - Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.>
- Hayır çikolata parası lazım!>
Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü.
Espri yeteneği olan dilencinin> hali de başka oluyor diye düşündü.
> - Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?>
- Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz
,> onu da bulamadıysak aç yatarız.
> Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini> anlayamamıştı.>
- Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?>
- Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.>
- Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın?>
- Hiçbiri değil. Sadece fakirim.
Bugün karımın doğum günü, ona> çikolata götürmek istiyorum.>
- Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.>
- O bizim için değil zenginler için.
Otuz yıllık evliliğimiz boyunca> ona bir kez bile yaş pasta alamadım.
Ama her doğum gününde mutlaka> çikolata götürdüm.
Çikolatayı çok sever.>
Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti.
O akşyasaklı karısıyla> kavga etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı.
Arabasına da> binmemiş sahile kadar yürümüştü.
Denizi seyretmek de onu> rahatlatmamıştı.
Oysa eskiden denizi seyrederken çok rahatlardı.>
Dalgalar sıkıntısını alıp yasaklıürürdü.>
Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir> şey onu rahatlatmıyordu.
Dilenciyle konuşurken biraz kafası> dağılmıştı.
> "Acaba> söyledikleri gerçek mi, yoksa uyduruyor mu" diye düşündü.
> - Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?
> Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı,
bir nüfus> cüzdanından başka bir şey çıkmadı.>
- Ben dilenci değilim. Işim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam> yaparım.
> Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım.
> Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.
> - Oturun biraz dertleşelim bari, dedi.
> Adam çekingen çekingen oturdu yanına.
> - Yokmu eşin dostun, borç alacak akraban?>
- Fakirin akrabaları da fakir olur beyim.
Bulurlarsa kendi> karınlarını doyururlar.>
- Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?
> - Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.
> - Hımmmm. Aşk hemde otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu!
Aşkın ömrü en> fazla üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun
.> - Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.
> - Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı?
Söylediklerine> bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.
> - Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.
> - Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım.
Bende altı yıllık> evliyim.> Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim.
Sürekli kavga ediyoruz.> Daha> iki saat önce kapıyı çarptım çıktım.
Evimiz, arabamız, işimiz,> gücümüz, her şeyimiz var, ama mutlu değiliz.
Senin hiçbir şeyin yok,> ama mutlusun.> Para> mı acaba bizi mutsuz eden?
> - Hiçbir şeyim yok mu?
Hayır benim her şeyim var. Benim karım her şeyim.
> Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım
> insandan daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada?
Sizin> ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey
> - Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet> ediyor.
> Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?>
- Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim.
Sen kadın ruhunu hiç> anlamamışsın.
Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün çeşit çeşit> yiyecekler yediği için mutlu olmaz.
Bir kadın, kocasının her şeyi> olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur.
> - Sizin mutluluğunuzun sırrı bumu ?
> - Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için> ne kadar değerli olduğunu hissettiriyorum
. O da çok mutlu oluyor.> - Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?
> - Küçük kızı severek.>
- Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ?
> - Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük> kız vardır.
O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen, o> kadını da o kadar mutlu edersin.
> - Nasıl yani ?
> - Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün.
Küçük kızlar> hep beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya> bayılırlar.
> Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler.
Küçük kızlar> hep prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar.
Biraz> şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler.
> Iltifata doymaz küçük kızlar. Öyle değil mi?
> - Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin.
Her akşyasaklı> boynuma sarılır "babacığım beni ne kadar seviyorsun?" diye sorar.
> Giysisini değiştirdiği zaman etrafımda "Baba güzel olmuş muyum?" diye> sorar durur.
> Güzelsin demem de yetmez ona. " Harikasın prenses gibi olmuşsun"> demeliyim.
> Dünyanın en güzel kızı demeliyim.>
- Işte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler.
Ben elli> yaşındaki karıma böyle davranıyorum.
Ömrümüz olurda seksen, doksan> yıl da yaşarsak ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona> "bebeğim" diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor.
"Bebeğim bana bir> çay yapar mısın?" dediğimde çay yapmak için nasıl koşturduğunu> görmelisiniz.
> - Hiç kavga etmezmisiniz siz?>
- Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp> barışmanın tadı ayrıdır.
Benim karım bir keçi kadar inatçıdır.
Onunla> barışmak için uğraşmak ayrı bir keyif verir bana.
> - Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda
.> - Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar.>
En> ciddi yada en yaşlı kadının bile o küçük kız mutlaka vardır.
Yeter ki> sen o tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla> aldatma.
> Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar.
> Küçük> kızlar hem çabuk mutlu olurlar hem de çabuk kırılırlar. Çok narindir>
onlar.> Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler.>
- Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum.
> Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum.>
- Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi.>
Çoğu> zaman birkaç tatlı söz yeterli olur.
Sen o küçük kızı mutlu ettiğinde> karşılığını fazlasıyla alırsın.
Artık o seni rahat ettirmek için> elinden gelen gayreti gösterir.
Karısı mutlu olmayan erkek mutlu> olamaz.
Mutlu olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu> etmelidir.
Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle> yolculuğa çıksan ne kadar mutlu olabilirsin.>
- Haklısın da bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.>
- Yine para, yine dış sebepler.
Evet para önemli ve gerekli ama> kadınlar para için erkekleri sevmezler.
Para geçici mutluluklar> verir. Kadınlar hediye almayı severler.
Paran varsa hediye al tabi.> Ama hediyeyle mutlu olmasını bekleme.
Hediyenin yanına sevgini> katmazsan hediyenin bir anlamı yoktur.
Benim hiçbir zaman çok param> olmadı.
Günlük kazandım günlük yedik.> Bazen aç kaldığımız günler oldu.
Hiçbir zaman karımın kulaklarına> altın küpe takamadım
ama her zaman aşk sözleri fısıldadım.
Hiçbir> zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım ama hep öpücüklerle sevdim> boynunu.
Hiçbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi>
bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım bedenini ve mutlu ettim> onu.
> Adam ayağa kalktı.> - Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder.
Sende git evine>
küçük kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp> duruyordur.>
- Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.>
- Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.
> Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.>
- Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.
> Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta götürmenin mutluluğuyla, bin bir teşekkür ederek evinin yolunu tuttu.
> Bülent de pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı.
> Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su> içiyordu.
Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp> yıkadı.
, sonra eşinin önüne koydu.>
- Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi.
> Inci hiç konuşmadı.>
- Sorsana "niye" diye.
> Inci kızgın kızgın:> - Niye? Diye sordu.>
- Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi>
gayet ciddi bir ses tonuyla. Inci şaşırmıştı.
Bir anda yüzünün> ifadesi yumuşanıştı.> - Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.>
- Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın.
Benim> hangi meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın.
Aslında bu beklediğim> istediğim bir şeydi.
"bak senin sevdiğin meyveleri aldım"> Ama şimdi kıymeti yok.
Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü> alamazsın.>
- Özür dilerim seni kırdığım için.
> Sonra Bülent yere diz çöktü.> - Cezam neyse razıyım.
Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice> seven bu adamı senden mahrum etme.>
- Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu.
> Inci kıkır kıkır gülmeye başladı.>
- Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara> katlanabileceksin, dedi.
> Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı> küçük kızı gördü.
> Bundan sonra her şey daha farklı olacak diye düşündü.>
Her şey gönlünüzce olsun> ###########################################
Alıntı ile Cevapla
nurten isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 

Bookmarks

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mutlaka Okuyun; CRA C.R. Aygün'ün Yeri 0 18-11-2008 17:29


Tüm Zamanlar GMT -3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:16.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
Copyright © 2005-2010 Deniz Koru by CRA