
Eğitime yaptığı katkılardan dolayı TBMM Üstün Hizmet Ödülü verilen hemşehrimiz H. Mustafa Aydoğdu, Koyulhisar’a ikinci kez okul yaptırma kararını da ödül töreninde verdiğini söyledi. Aydoğdu, ikinci okulu bir aksilik olmadığı takdirde 2008 veya 2009 yılında yaptırmayı planladığını belirtti.
Kamuoyuna mal olmuş bir kişisiniz. Koyulhisarlı olup da sizi tanımayan yoktur herhalde. Bir de H. Mustafa Aydoğdu’yu kendi ağzından tanıyabilir miyiz?
1948 yılında Koyulhisar Yukarıkale’de doğdum. Doğum tarihimi tam olarak bilmiyorum. Kimliğimde 1 Ocak yazıyor ama anam, ne zaman doğdum diye sorduğumda “ekinler biçildiği zaman” derdi. Koyulhisar’da ortaokul birinci sınıfa giderken, ısrarımla babama bakkal dükkânı açtırdım.
Hem okula giderdim, hem de bakkal dükkânı çalıştırırdım. Ortaokul bitene kadar bakkal dükkânı devam etti. Dükkânımız, meydan yapılmak üzere belediye tarafından yıkılınca babam bana baraka tabir edilen bir yer yaptı. Orada bakkal ürünleri ve köyden getirdiğimiz yaş sebze ve meyve satmaya devam ettim. Ben de araba merakı vardı. Babama yalvararak bir arabaya da ortak oldum ve nakliyecilik yapmaya başladım.
Kamyonumu satarak askere gittim. Askerlik dönüşünde tekrar ortak bir kamyon alarak, nakliyecilik işine devam ettim. Nakliyecilik tatmin etmeyince, İstanbul’dan araç alıp getirerek Koyulhisar’da satmaya başladım. Bu arada, Koyulhisar’da MHP teşkilatını kurduk. Öğretmenlik yapan Mehmet Ali Dündar’ı zor şartlar altında kimsenin tahmin edemediği oy farkı ile belediye başkanı seçtik. En büyüğümüz 24 yaşındaydı bu yüzden bize “yalın ayaklar” derlerdi. Ben de o dönemde ilçe başkanlığı yapıyordum.
O zaman bizim orada Şiar Yalçın isminde bir savcımız vardı. “Komünist savcı” derlerdi ve 90 yaşında hâlâ yaşıyor. Beni bir gün odasına çağırdı, dedi ki: “Sana birşey söyleyeceğim ama bunu şimdi anlamayabilirsin. Anlarsan şimdi uygula, anlamazsan anladığın zaman uygula. Sen bu memleketten git Burası sana dar gelir.” Yanından çıktıktan sonra, “ben sağ görüşlüyüm, o sol görüşlü, beni göndermek istiyor” diye düşündüm. Fakat sonradan doğru söylediğini anladım. Partideki görevimden istifa ettim ve İstanbul’a geldim.
İstanbul’a geldikten sonra, yeğenim Memduh Uz Bey ile beraber Uzay Makina’yı kurarak imalat işine başladık. Şirketin yüzde 50’si benim, kalan yüzde 50’de Memduh ve iki kardeşi ile iki de yabancı ortağındı. Sonuçta işler ve şirketler çoğaldı. 1999’a kadar şirketlerde devam ettim ve ayrıldım. İmalat şirketleri Memduh Bey’de kaldı, satış şirketlerini ben aldım. Şu ana gelirsek hepsi anonim 9 tane şirketimiz var. 5 tanesi çocuklarımla birlikte aile şirketi, ikisi yurt dışında ikisi de burada olmak üzere 4 şirkette de ortaklıklarımız var.
6 çocuğum var. Büyük kızım finansın başında, onun küçüğü oğlum genel müdür, onun küçüğü oğlum iştirak şirketlerinden sorumlu, en küçük kızım da satıştan sorumlu. 13 tane torunum var. Şu an Tezmaksan olarak sektörde yüzde 25’in üzerinde payımız var.
Ticarete daha ortaokul yıllarında başlamışsınız. Başarınızın sırrı nedir? Hayatta olmazsa olmazlarınız var mıdır?
Hayatta olmazsa olmazlarım var tabi ki. İnsanlar diyor ki, falanca kişi dürüsttür. Ben dürüstlüğü hiç bir zaman meziyet olarak görmedim. Dürüstlük insanda olması gereken bir olgu. Acaba toplumda dürüstler azaldığı için mi, dürüstlük meziyet kabul edilmeye başlandı? Buna karşıyım.
Ticaretteki başarının sırrı ise inanmak, güvenmek ve çalışmak. Eşimi, işimi ve ondan sonra sosyal olayları çok severim. Ticaretteki esas, dik durmak, verdiğiniz sözü tutmak, attığın imzayı namusun kadar kutsal saymaktır. Biz, şirket olarak, hiçbir yere çek, senet vermeyiz, hiçbir bankaya teminat, ipotek vermeyiz. Bizle çalışan da öyle çalışır. Şirketimizin kaşesinin altına imza atarız.
Ayrıca Mustafa Aydoğdu olarak imza atmam. Bu bizim prensibimiz. Bu güveni yakalamamız ise, o kadar kolay olmadı. Ekonomik olarak zengin değiliz ama ilkelerimize sahip çıktığımız için devleti sembolize eden birçok banka bizim bu dediğimize geldiler şimdi. Şu an 20’nin üzerinde bankayla çalışırız, hiçbir bankayla hiç bir sorunumuz da olmaz.
İş hayatınızı bir kenara koyduğunuzda Mustafa Aydoğdu neler yapar? Ne okur, nerede tatil yapar, hobileri nelerdir, nasıl bir aile babasıdır?
Bir defa maalesef kendimize zaman ayırmayı beceremedik. Yüzümüzün yumuşaklığından olsa gerek, herkese hayır diyemiyorum. Biraz da insanlar, evet dediği kadar hayır demesini de becermeli. Bu da bizim ezik büyümemizden kaynaklanıyor zannediyorum. Sosyal yönümüz çok ağır ama kendimize ayırdığımız zaman yok.
Duygusal bir insanım kötü tarafım o. Haklı olsam da karşımdakine kızdığım zaman hemen pişman olur, gönlünü almaya çalışırım. Yapım bu. Bu da bana ister istemez sıkıntı ve stres veriyor. En iyi tarafım; içimde hiç birşey tutmam, pat diye söylerim. Ticarette de böyleyim, bunun da doğru olduğunu düşünüyorum. Yapmayacağım şeyi söz vermem. İmkânlarım dâhilinde spor yapmaya çalışıyorum, dört salona aidat ödüyorum ama maalesef spor yapmıyorum. Doktor da spor yapmam gerektiğini söylüyor. İş âleminden iyi bir arkadaş grubum var, onlarla sohbet etmeyi severim.
Karşımdaki insanın fikrine saygı duyar, dinlerim ama doğru olduğuna inandığımı yaparım. Günde en az iki gazeteyi ölüm ilanları dâhil okurum. Yönetim ve tarihi kitapları severek okurum. Boş zamanı sevmem, boş duranı da sevmem. Gelişmeye açığım, öğrenmenin yaşının olmadığını düşünürüm. Çok fazla televizyon seyredemiyorum. Fırsat buldukça haberleri ve ciddi bulduğum açık oturumları izlerim.
Bir işadamı ve Koyulhisarlı olarak ilçemizin eksikleri nelerdir? Bu eksiklikler, nasıl aşılmalı?
Koyulhisar’a yapılacak hem çok şey var, hem de yok. Koyulhisar’da yapılacak en güzel şey seçilmişlerle atanmışların birlikteliğini sağlamaktı, şu an bu var. Bu çok önemliydi ve Koyulhisar’ın noksanıydı. İşin doğrusu Koyulhisar’a yatırım bazında yapılacak pek bir şey yok doğrusu.
Bir bal paketleme tesisi projesi üzerinde çalışılıyor, onu desteklemek lazım. Bugünkü ekonomik konjonktüre göre pazarın uzak olması bir dezavantaj. O zaman yapılacak şey arıcılık, hayvancılık ve organik tarımı teşvik etmek. Ben, âcizane arıcılığı Koyulhisar’ın kurtuluşu olarak görüyorum.
Eğitim hizmetlerini her şeyden önde tutuyorsunuz. Bir işadamı olarak eğitim sizce neden önemli?
Benim işyerimde bir ara 23 tane Koyulhisarlı çalışıyordu. Şimdi 13-14 kişi kaldı. Neden? Maalesef okumuşumuz yok. Burada bir tane Koyulhisarlı makine mühendisi var, diğerleri emek gücü ile çalışıyor. Okumuş olsalar işin başına koyarsın, ama yok.
Bu yüzden de, eğitime önem vermeliyiz diye düşünüyorum. Eğitime önem vermemizin sebebi birincisi iş, ikincisi ise okumuş insanın düşüncesi ne olursa olsun, yaptığı işin yüzde 99’unu doğru yapar, bilinçli olur. Onun için insanlar kesinlikle eğitilmeli, okutulmalı. Bizler de destek olmalıyız.
Ben mesela okumadım, hep onun ezikliğini taşırım. Belki de eğitime önem vermeme bir katkı da okumamış olmamdır. Ama çocuklarımın hepsinin yüksek eğitim almasını sağladım. Dünya artık küreselleşti, biz kendi içimizde böyle kapalı kalalım dediğimiz zaman olmuyor. Dünyaya açılmamız lazım. Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?
Geçtiğimiz günlerde TBMM’den Üstün Hizmet Ödülü aldınız. Meclis, neden sizi seçti? Ödülü alırken neler hissettiniz?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yönetildiği yer olan TBMM’nin kubbesi altında devleti yönetenlerin elinden böyle bir ödülü almak, siyasi düşünceleri ne olursa olsun benim için büyük bir onurdu. Bu ödülden haberim yoktu. Beni 4-5 gün önce bir gazeteci arkadaşımız aradı, Meclis’ten Üstün Hizmet Ödülü alacağımı söyledi. “Hayırdır, nereden çıkardın haberim yok.
Bir yanlışlık vardır” dedim. Sivas İl Genel Meclisi 13 aday belirlemiş, valiliğe ve Ankara’ya gelmiş, Ankara’da süzgeçten geçtikten sonra benim ismim ön plana çıkmış. Diğer aday arkadaşları da tanımıyorum. Ödül almamda, önerilmem de Sayın Selami Uzun ve Sayın Bakan Abdüllatif Şener Bey’in de önemli etkisi olduğunu düşünüyorum. Bunları sonradan öğrendim.
Onlar bir şey demiyor ama ben bunu anlayabiliyorum. Ben herkese teşekkür ediyorum. Bana göre ödül almak önemli ama sırf ödül alacağız diye bu hizmetleri yapmıyoruz. Bunu, inandığımız ve Allah rızası için yapıyoruz. Bu hizmetleriniz karşılığında eğer ödüllendiriliyorsanız, bu da insana onur veriyor, motive ediyor.
Benzer bir ödülü de Halkalı’da yaptırdığım sağlık ocağı nedeniyle 9. Cumhurbaşkanı Demirel’in de elinden almıştım. O da sürpriz olmuştu. Kadir Has da aynı ödülü aldı. Hayatını hayra adamış Kadir Has’ın aldığı ödülü almak benim için dünyadaki en büyük ödüldü. Törende konuşurken baktım orada 5-10 tane okul yaptırmış, ya da ülkeye daha değişik katkılarda bulunmuş kişiler de vardı.
Benim, bunu hak etmediğimi düşündüğümü söyledim. Sayın Başbakan orada dedi ki: “Sen bu ödülün en iyisini hak ediyorsun. Ben seni tanıyorum, sen onlardan daha fazla hizmet ediyorsun.” Benim için çok büyük mutluluktu nedeni, ikinci okulu ya da eğitim merkezi yapmaya orada karar verdim. Ben ölsem de çocuklarım yaptıracak. Ekonomik bir sorunumuz ve ülkemizde bir sorun olmazsa 2008 veya 2009 yılında inşallah bu okulu yaptıracağım.
Koyulhisar’da yaptırdığınız okulun öğrencileri sizin için sürpriz bir gece düzenlediler. O an neler hissettiniz?
O anı anlatmak çok zor, yaşamak lazım. Ben sınıfa girdiğim zaman ışıklar söndü, etrafı bir anda 200-300 çocuğun sardığını gördüm. Bacaklarıma sarıldılar, ben de onları kucakladığımı hatırlıyorum. Ondan sonrasını ise hatırlamıyorum. Hiçbirisini tanımıyordum, ilk defa orada gördüm.
O çocukların, afedersiniz, burunlarının akması, bana sarılıp öpmeleri, okşamaları bunu kelimelerle ifade etmem mümkün değil. Gitmeden önce çocukların bana mektupları vardı. Bir mektupta “Mustafa ama, (amca yazarken ama yazmış) Siz bize bir okul yaptırmışsınız.
Burada okuyor, akşamları yatıyoruz. Yattığımız odada soba yok ama her taraf sımsıcak” diyor. Kaloriferi daha bilmiyor. Bunun ne olduğunu ben çok iyi biliyorum. Hayatımı en güzel günlerinden biriydi. O gece boyunca hep ağladım. Benim ağladığım gibi herkes ağladı. İnanın ben orada 3-5 yaş gençleştiğimi düşünüyorum. Tansiyonum çok yükselmişti ama sevinçten. Çocuklar, ısrarla benim orada yatmamı istediler.
Gece ilaç aldığım için kendilerinden izin istedim, başka bir gün kendileriyle yurtta kalma sözü verdim. Anlıyorum ki böyle bir ihtiyaç varmış. İnşallah bundan sonra da bunu duyan, okuyan durumu iyi olan hemşehrilerimiz, Koyulhisar’a gitmeden burada Koyulhisar’ı yaşayan hemşehrilerimizin de birinin imkânı yoksa da ikisinin üçünün biraraya gelerek böyle bir şey yapmalarını öneriyorum. kimleri işaret ettiğimi, okuyanları anlayacaktır.
Koyulhisar Merkez Derneği ve Koyulhisar ve Köyleri Hizmet Vakfı’nın kurucu üyelerindensiniz. Sivaslı Sanayici ve İşadamları Grubu Derneği’nin başkanlığını yürütüyorsunuz. Başka görevleriniz de var mı? Bu enerjiyi nereden buluyorsunuz?
Burada görevlerimi sayabilmem için asistanımdan bilgi almam lazım. Takım Tezgahları İthalatçılar Birliği’ni kurdum ve başkanlığını yaptım. Şu anda da Onur Kurulu Başkanıyım. Sivaslı İşadamları Grubu Başkanlığım devam ediyor. Vakıf Gureba Hastanesi Vakfı başta olmak üzere 7 tane vakıf kurdum. Dördünde başkanlığım devam ediyor. Türkiye’de ilk Kent Konseyi’ni Bayrampaşa’da kurduk ve 2 yıldır başkanlığını yapıyorum. Antalyalı Genç İşadamları Derneği, İstanbul Ticaret Odası ve Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği üyesiyim. Hangi birini sayayım. Çok üyeliğim var ama bundan sonda çok üyelikten ziyade aktif olduğum yerde olacağım. Zaman bulamıyorum ve faydalı da olamıyorum. Bundan sonra zamanımı vakıflara, eğitime ayıracağım. Bu enerji, bana Allah’ın lütfu diye düşünüyorum. Cenab-ı Allah bana o gücü veriyor. Ben 58 yaşındayım Günde 5 saatten fazla uyumam. Erken kalkmaya özen gösteririm.
Siyasete bakış açınız nasıl, Mustafa Ağabeyi ileri de bir bakan ya da milletvekili olarak görebilir miyiz?
(Burada eliyle koltuğa vuruyor) Allah göstermesin, hiç düşünmediğim bir şey. Sağ olsunlar geçtiğimiz dönemde ismini vermek istemediğim hükümette önemli bir görevde ağabeyimiz, büyüğümüz çok ısrar etti. Siyaseti düşünmediğimi söyledim. Destek olduğumuz ya da önerdiğimiz arkadaşlar şu anda siyaseti ciddi şekilde yapıyorlar. Bu dönem yine iki tane partiden teklif geldi ama ben siyaseti düşünmüyorum, siyaseti yapamayacağımı düşünüyorum. Ancak, ülkemizin ekonomisi ve geleceği için siyaseti yakından takip ediyorum. Siyasette inandığım zaman destek veririm. Geçtiğimiz dönemde hiç yapmadığım şeyi yaptım, kişiliğimi ortaya koydum. Koyulhisar’a, Sivas’a gittim, seçim propagandalarına katıldım. İnandığım için yaptım, doğru da yaptığımı düşünüyorum. Ben işimi yapmalıyım. Oraya da doğru yapacak insanları göndermeliyiz, diye düşünüyorum.
Eğitim dışında Koyulhisar’a ne gibi destekleriniz var?
Şu kadarını söyleyebilirim; Geçen yıl 31 Aralık’a kadar -yazılması ne kadar doğru olabilir bilemiyorum- yıllık 75-80 bin dolar kadar o bölgeye yardım ediyordum. Aile olarak aldığımız karar gereği, 31 Aralık 2006 itibariyle eğitim dışında hiçbir yere yardım yapmayacağız. Bunu her yerde söylüyorum. Allah nasip ederse 2008 ya da 2009 yıllarında yine o bölgeye bir okul yaptırmak istiyorum. Gayem bu. Bunu özellikle söylüyorum ki, hemşehrilerim bunun dışında bana gelmesinler. Benim için eğitim öncelikli. “Koyulhisar Eğitim ve Kültür Vakfı” diye adıma bir vakıf kurmak istiyorum. Ama maalesef kuramadık, mahkemede üç defa reddoldu. Vakıflar Yasası değişiyor. Sivas’tan ya da Koyulhisar’dan yeniden müracaat edeceğiz. Koyulhisar Vakfı’nın yanı sıra Koyulhisarlı olmayıp da ihtiyacı olan 17-18 öğrenciye de burs veriyoruz. Koyulhisar Vakfı üniversite talebelerine burs veriyor. Biz, ortaokul lise öğrencilerine de burs veriyoruz. Burs verdiğimiz talebelerin arasında Yahudi kökenli bir çocuk var ki, babası çok garip, sakat. İnsanları ayırmam. Dostlarımın çoğu da Alevi kökenlidir. Ülkesini, vatanını sevenleri severim. İlçemi hiç bir zaman geldiğimden beri unutmadım. Bu yıl 19’uncusunu yapacağımız Dumanbaba etkinliklerini, ilk başlarda İsa Temel Bey ile birlikte düzenliyorduk, daha sonra Memduh Uz Bey ile beraber organize etmeye başladık.. Bunları anlatmak hoş değil ama bazılarına örnek olsun diye anlatıyorum.
Son olarak hemşehrilerimize tavsiyeleriniz var mı?
Bizim hemşehrilerimiz genelde hep iyi insanlardır. Biz, biraz dağınığız, birleşmemiz lazım. Dernek ve vakıf yöneticilerine yardımcı olmalıyız. Her şeyi onlardan beklemememiz gerekir. Bir şey yapılırken biraz taşın altına elimizi sokmalıyız. Parasal olmuyorsa, manevi olarak destek sağlamalıyız. Bizim Alevimiz, Sünnimiz yoktur.
Ben yıllardır dernek, vakıf başkanı olarak düzenlediğimiz gecelere getirdiğimiz sanatçıların özellikle birinin Alevi kökenli olmasına dikkat ederdim. Bu yüzdenden başkanlık yaptığım dönemlerde Alevi köylerinden daha fazla destek sağladım. Geçen seçimde gittim AK Parti’ye oy istedim, hepsi de oyunu verdi. Alevi kökenli vatandaşlarımız genelde sosyal demokrat kökenlidir. Ama bana inandığı için oyunu verdi. Siz doğru yapıyorsanız, doğru cevabını alırsınız.
İyi bir ilçedeniz, hepimiz zorluklarla gelmişiz birbirimize bağlılığımızdan rahatsız olmamalıyız. Seçimlerde yöremizden aday olan insanlara destek olmamız gerekir. Sizin gibi genç dinamik insanların Koyulhisar’a hizmet adına bu tür işlere ilgi duyması, Koyulhisar’ı gelecekte çok daha farklı yerlere taşıyacaktır.
İyi niyetimle söylüyorum; bizler de bilgimizle, tecrübemizle sizden gelen her türlü talebe destek olacağımızı belirtmek isterim. Tek istediğim şey, birlik ve beraberlik. Bunun sakalı var, bunun küpesi var diye insanlara lütfen farklı bakılmasın. En azından dışarıdan talebelerimiz gelecek, görünüşleriyle farklı olacaklardır. Onlara o hoşgörüyü gösterelim, yadırgamayalım. Geçiş döneminde yurtta sıkıntı olacaksa evlerimizi o gençlere açarak yardımcı olalım.
Gelecekte Koyulhisar’ın önü parlak. İdarecilerimiz ve siyasetçilerimiz destek verirse bizler de gurbette yaşayanlar olarak imkânlarımız dâhilinde görüşümüzle, düşüncemizle, varsa ekonomik gücümüzle her konuda onlara destek olmalıyız diye düşünüyorum. Yalnız oradakilerin de gurbetten gidenlere sahip çıkmalarını istiyorum.
.